Daha önce hakkında uzun uzun yazdığım Orlando ve Disney World ziyaretlerimden sonra tatilimizin esas başlangıç noktası olarak düşündüğümüz şehir Miami’ye sonunda geldik! Arada bir de Üniversal Studios ve Bahamalar gezisi var ama onların yazısını henüz yazmadığım için burada bahsedemiyorum.

Peki ben şimdi size Miami dediğimde aklınıza ilk ne geliyor diye sorsam? Sibel Can? Engincan Ural? Benim de öyle. 80 kuşağı çocukları için Miami = Sibel Can olduğu için, Miami hakkında yazılan herhangi bir yazıda adını anmamak haksızlık olurdu…

Miami’de nerelere gittiğim ve neler gördüğümün detaylarına az sonra gireceğim ama ondan önce bahsetmek istediğim bir şey var ki o da, İstanbul – Miami uçuşumuzdan sonra pasaport kuyruğunda Ebru Gündeş ve Reza Zarrab’ı görmemiz, benim şaşırıp `bu adam buralara nasıl gelmiş acaba?` demem ve ertesi gün haberlerde tutuklanmış olduğunu öğrenmem… Şimdi burda okuyunca`eee ne var?` diyebilirsiniz ama benim için Miami hakkında unutulmayacak detaylardan birisiydi. Ha bir de THY hostesinin bütün şirinliğiyle yanıma yaklaşıp `business’da Adriana Lima var, çok güzel kadın valla!` diye hafiften dedikodu yapması.

miami downtown

Bu kadar gereksiz bilginin ardından şimdi esas meseleye gelelim.
Miami benim hep görmek istediğim, koyu bir Dexter hayranı olarak azıcık tırstığım ama daha önce gidenlerden duyduğum kadarıyla korkulacak bir şeyin olmadığını bildiğim bir yerdi. Muhtemelen Miami tatili hazırlığı yapan bir çok kişinin aklından `acaba Miami tehlikeli bir yer mi` sorusu geçecektir ama nereye ve ne zaman gittiğinize bağlı olarak asla o dizilerde gördüğümüz tehlikeli ortamın olmadığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Biz Mart ayının sonlarına doğru gittik ve hava inanılmaz derecede sıcak, yer yer nefes aldırmayacak kadar nemliydi. Florida’nın geneline yarı tropik bir iklim hakim olduğu için yılın büyük çoğunluğu sıcak, kısa bi dönem ise yine sıcak ama yağmurlu geçiyor diye okudum. O yüzden `Miami’ye ne zaman gidilir?` sorunuzun cevabı bence `her zaman`.

miami2

Peki Miami pahalı bir şehir mi? Avrupa’yla kıyaslayacak olursam aşırı pahalı bir şehir değil. Oteller ve günlük yeme içme için harcanacak para Paris’te bir günde harcayacağınız paradan daha fazla değil. Ben bazı yerlerde `bizim Marmaris’ten bile daha ucuz yeaa` yazanları gördüm ama benim gidip gördüğüm yerler o derece abartı ucuz değildi o yüzden Türkiye’nin herhangi bir tatil köyünden daha ucuz diyemem ama başka Avrupa ülkerinde haryacacağınız paradan çok daha fazla para harcamayacaksınız, orası kesin.

Kalınacak yer konusunda da çok araştırma yaptık, neresi güvenlidir, nerelerde gece dışarı çıkınca problem olmaz diye bakındık ve en sonunda South Beach’de karar kıldık. Bizim kaldığımız otelin adı Boulan South Beach’di ve temizliği, çalışanları, konumu vs. gerçekten on numara beş yıldızdı. Collins Ave. üzerinde, 21. Cadde. Meşhur Lincoln Road Mall’dan sadece 5 blok ötede ve yürüyerek yaklaşık 15-20 dk sürüyor.

miami south beach

Miami hakkında okuduğum bir çok yazıda ulaşım için araba kiralamanın çok mantıklı olduğundan bahsediyorlardı fakat biz öyle yapmadık. Otelimiz çok merkezi bir yerde olduğu için South Beach civarındaki görülecek yerlere yürüyerek gidebildik. Uzakta olan diğer yerleri görmek için de günlük tur almayı tercih ettik. Araba kiralamak çok pahalı değil, bu doğru bir bilgi ve benzin çok çok ucuz, o da doğru ama park yeri, trafik vs. gibi konularda problem yaşamamak için bizim tercihimiz araba kiralamamak yönündeydi. (Park yeri konusunda küçük bir örnek: kaldığımız otelde otopark için günlük 30 dolar istiyorlardı. Üç gece konaklama için +90 dolar park yeri gideri bize gereksiz pahalı geldi açıkçası.)

Sout Beach sokaklarında gezerken üzerinde Miami Tours yazılı standlarda insanların size tur satmaya çalıştığınızı göreceksiniz. Bize ilk denk gelen abla `eğer şehir turu alırsanız bot turu için size %50 indirim yapacağım` dedi. Bizim de hoşumuza gitti ama tam emin olamadık, `birazdan geri geleceğiz` diyerek çıktık. Yaklaşık 200 metre ötete başka standda duran bir amca bu sefer `şehir turu alırsanız bot turu bedava` dedi, biz de hemen atladık! Fiyat daha önceki teyzenin bize verdiği fiyatla aynıydı ama bot turu bedavaydı. Demem o ki, dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da sokak satıcılarına güvenmeyin ve en ucuzunu bulana kadar vazgeçmeyin! :)

miami little havana

Satın aldığımız şehir + bot turu sabah 9’dan itibaren yaklaşık sekiz saat sürdü ve üzeri açık otobüsle rehber eşliğinde Art Deco, Little Havana, Downtown Miami gibi Miami’nin muhakkak görülmesi gereken yerlerini gördük. Otobüs turunun ardından Miami Adası etrafındaki 90 dakikalık bot turuna çıktığımızda da, tv’de gördüğümüz o yüksek binaların yan yana dizildiği Miami silüeti tam karşımızdaydı!

Bot turu sırasında rehber `bu ev bilmem kaç milyon dolar değerinde, sahibi Jennifer Lopez, şu ev bilmem kaç milyon dolar değerinde, sahibi David Beckham` derken biz hem o evlerin güzelliğinden (ve bazılarının önündeki yine milyon dolar değerindeki süper lüks yatlardan) hem de bizim adını daha anmaya cesaret edemeyeceğimiz miktardaki paralardan ağzımız açık izledik sağı solu.

miami bot turu

Bütün bunların dışında South Beach’de kalmamıza ve havanın çok sıcak olmasına rağmen denize girmedik çünkü bizim Malta’da alıştığımız denizin aksine orada deniz felaket dalgalı ve insanlar genelde yüzmek yerine sahilde güneşlenmeyi tercih ediyorlardı. Bizim gittiğimiz dönem mi öyleydi yoksa hep mi öyle bilmiyorum. (Arkadaşım Sahil Güvenlik dizisinden örnek verip `hep dalgalı sanırım` dedi ama dediğim gibi çok emin değilim)

Velhasıl, 3 gece 3 gün çok eğlendim Miami’de. Orlando ve Bahamalar’dan sonra 3. durağımız olduğu için başlangıçta biraz yorgun biraz da isteksizdik ama ben beklediğimden daha çok sevdim Miami’yi. (Yine de bir Orlando değil, o konuda anlaşalım!) :)

miami

Miami hakkında aklınıza takılan sorular varsa ve aşağıdaki yorumlar kısmından benimle iletişime geçerseniz seve seve cevaplamaya çalışırım. :)

4 YORUMLAR

CEVAP VER